Diyabette Acil Durumlar
Diyabette acil durumlar
Diabetik Ketoasidoz Koması
Daha çok, insüline bağımlı diyabet hastalarında gelişir. Burada en önemli faktör insülin eksikliğidir. İnsülin eksikliğinde glikoz hücre içine giremez ve enerji kaynağı olarak kullanılamaz. Vücuda gereken enerji yağlardan elde edilir ve keton cisimleri oluşur. Bunun sonucunda vücudumuzda keton üretimi artar ve ketonlar "zehir" etkisi yaparlar. Hastanın bilinci bozulur ve tedavi edilmezse koma tablosu gelişir.
Keton birikimine bağlı kusma, bulantı, yorgunluk, karın ağrısı, zor ve hızlı nefes alma, nefeste aseton kokusu, bilinç bozuklukları ve diyabet koması gibi bulgular görülür. Bu bulgular hemen hekime başvurmayı gerektirir.
Hipoglisemi (Düşük kan şekeri)
Düşük kan şekeri en uygun koşullarda bile beklenmedik bir anda karşımıza çıkabilmekte, hastaların yaşam kalitesini bozmakta, günlük yaşamı olumsuz etkilemekte, hastanın motivasyonunu azaltmakta, çok seyrek bile olsa hastanın yaşamını tehdit edebilmektedir. Kan şekeri düşüklüğü, insülin, sülfoniüreler, meglitinidler gibi dolaşımdaki insülin düzeylerini artıran tedavi biçimleriyle görülmektedir. İnsülinle oluşan hipoglisemiler daha sık görülmekle beraber kısa süreli ve kolay tedavi edilebilir niteliktedir. Buna karşın ağızdan alınan ilaçlarla görülen hipoglisemiler daha uzun süreli ve tedaviye dirençlidir. Bu nedenle ilaç hipoglisemilerinde hastaların hastanede izlenmesi gereklidir.
Diyabetli hastalar için önemli bir problem olan hipoglisemi, yaşlı diyabetiklerde daha büyük sorunlara yol açabilmektedir. Vücudun, hipoglisemi ortaya çıktığında kendini savunma mekanizmaları vardır. Bunlar insülin karşıtı yaşam kurtarıcı rol oynarlar. Bu hormonlar sayesinde özellikle genç hastalarda hipoglisemiden fazla korkmadan normale yakın kan şekeri değerleri hedeflenir ve bu insanlar diabetin uzun süreli komplikasyonlarından korunabilirler. Hipoglisemi ortaya çıktığında insülin karşıtı etki yaparak şekeri yükselten hormonlar, adrenalin (epinefrin), glukagon, büyüme hormonu ve glukokortikoidlerdir (kortizon). Bu yaşamsal savunma mekanizmaları özellikle yaşlı hastalarda bazı olumsuz etkilere yol açabilir.
İnsanlar yaşlandıkça önemli organları besleyen damarlarda, örneğin kalpteki koroner arterlerde veya beyin damarlarında ateroskleroz veya damar sertliği denen daralma ve sertleşmeler meydana gelir. Diyabetlilerde damar sertliği daha yaygın ve şiddetlidir. Bu nedenle yaşlandıkça kalp krizi, felç gibi damarsal hastalıkların sıklığı artar. Diyabetli insanlarda aynı yaştaki diyabetli olmayan insanlara oranla bunların görülme sıklığı daha da fazladır.
Hipoglisemi meydana geldiğinde ilk oluşan savunma mekanizmalarından biri böbrek üstü bezinden adrenalin salgılanmasıdır. Adrenalinin kan şekerini yükseltici etkisi yanında kan basıncını yükseltici, kalp hızını artırıcı ve bazı damarlarda daraltıcı etkisi vardır. Zaten damarlarında daralma ve sertleşmeler olan yaşlı bir diyabetlide bu etki, sınırda beslenmesi olan kalp veya beyinde iskemi denen beslenme bozukluğuna yol açıp, miyokard infarktüsü veya felçlere sebep olabilir.
Bu nedenle yaşlı diyabetliler tedavi edilirken hipoglisemiden gençlere oranla daha fazla korkulur. Yaşlıların tedavi hedefleri belirlenirken hipoglisemilere yol açmamak için daha esnek davranılır. İnsülinle oluşan hipoglisemiler, ağızdan alınan ilaçlara oranla daha kısa süreli ve kolay tedavi edilebilir nitelikte olduğu için yaşlı hastalarda hap yerine insülin tercih edilmelidir.
Kan şekerinin azalmasına en çok yol açan nedenler şunlardır;
Çok fazla insulin veya şeker düşürücü ilaçlar almak
Yemekleri veya ara öğünleri yanlış zamanlarda yemek, kaçırmak veya bitirmemek
Her zamankinden daha fazla egzersiz yapmak
Alkol alınması
Kadınlarda mensturasyon (adet kanaması) başlaması
Yeni insülin şişesinin kullanılması
İnsülin enjeksiyon yerinin değiştirilmesi
Sindirim güçlüğü ve mide boşalmasının gecikmesi
Düşük kan şekerinin belirtileri:
Sinirlilik
Titreme
Yorgunluk
Terleme
Açlık hissi
Baş ağrısı
Bulanık görme
Çarpıntı hissi
Dikkat dağılması
Düşük kan şekeri nasıl tedavi edilir?
Kan şekerinizin aşırı düştüğünden şüphe ediyorsanız, kan şekerinizi ölçün. Bulduğunuz değer 70 mg/dl' den (veya doktorunuzun sizin için belirlemiş olduğu değerden) daha düşükse, kan şekeri düzeyini yükseltmek için hemen şekerli bir şeyler yemeniz gerekir.
Şeker, kandaki şeker düzeyinizi diğer besinlere kıyasla daha çabuk yükseltir.
Eğer kan şekeri düzeyinizin düşmüş olabileceğinden şüphe ediyor, ancak ölçüm yapamıyorsanız şeker içeren bir şeyler yiyin. Şüpheli bir durumda kan şekerini çok düşük düzeylerde bırakmaktansa, biraz fazla şekerli besin yemek daha güvenlidir.
Diyabetin uzun dönem komplikasyonları :
Göz Hastalıkları : Tip 1 diyabetlilerin hemen hepsinde, Tip 2 diyabetlilerin ise yaklaşık % 60 ında 20 yıllık hastalıktan sonra diyabetik retinopati gelişir.Diyabetlilerde aynı zamanda katarakt, makula zararları ve glokom da görülebilir. Diyabetlilerde kör olma riski diyabetli olmayanlardan 4 kez daha fazladır.
Böbrek Hastalıkları : Diyabet hastalarında böbrek bozukluklarının gelişme oranı normal kişilere oranla 20 kat fazladır.Genellikle iyi kontrol edilmiş Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık % 20-30 unda 15 yıl içinde böbrek hastalığı gelişir. Böbrek yetmezliği ile sonuçlanabilir ve diyaliz veya böbrek transplantasyonu gerektirebilir.
Sinir Hasarı (Nöropati) : Diyabet hastalarının yaklaşık % 30-40 ında özellikle ayaklarda ağrı ve kramplarla seyreden sinir hasarları oluşur.
Kalp Damar Hastalıkları : Kan şeker düzeylerindeki kronik yükseklik ateroskleroz, yüksek kan basıncı, kalp krizi ve çarpıntılara eşlik edebilir.Kandaki trigliserid seviyesinin yükselmesi ve faydalı kolesterol (HDL) seviyesinin düşmesi ile birlikte seyredebilir. Diyabetli hastalarda çarpıntı görülme sıklığı 5 kez, koroner arter hastalığı görülme sıklığı ise 4 kez artmıştır.Sigara içimi kalp damar komplikasyonların gelişme riskini dramatik olarak arttırmaktadır.
Enfeksiyonlar : Yüksek kan şekeri düzeyleri bağışıklık sistemini zayıflatarak enfeksiyon görülme olasılığını arttırır.Ağız, dişetleri, akciğerler, deri, ayaklar, mesane ve genital bölge enfeksiyonların en sık görüldüğü bölgelerdir.
Osmangazi Tıp Merkezi
Ulubatlı Hasan Bulvarı No: 46 Osmangazi / BURSA
Tel: 0 (224) 270 05 05
© 2009 Osmangazi Tıp Merkezi All Rights Reserved.
Joomla Templates designed by Best Joomla Hosting