Tiroid Hastalıkları
Tiroid Hastalıkları
Tiroit hastalıkları nasıl teşhis edilir?
Hastanın vereceği öykü tanıda ilk adımdır. Yakınmaların nasıl ve ne zaman başladığı nasıl seyrettiği hekime tam olarak anlatılmalıdır. Ayrıca daha önceden geçirilmiş sorunlar ayrıntıları ile belirtilmeli ve ailede tiroit ile ilgili sorunu olan bireyler hatırlanmalıdır. Bu bilgilerden elde edilenler hekime isteyeceği tetkikler hakkında fikir vereceği gibi gereksiz tetkiklerin de yapılmasını bir ölçüde önleyecektir.
Tanıda ikinci önemli adım hastanın hekim tarafından muayenesidir. Gerek tiroit bölgesinin gerekse diğer sistemlerin muayenesi hastalık hakkında önemli ipuçları verecektir. Böylece tiroitte büyüme olup olmadığı, varsa büyümenin şekli ve kanseri çağrıştırıp çağrıştırmadığı belirlenir ve tiroidin çalışması hakkında fikir sahibi olunabilir. Bu bölümde de hasta ile hekim arasındaki uyum olması önemlidir.
Kan testleri
Kanda TSH ve tiroit hormonlarının (T3 ve T4) düzeylerinin ölçülmesi: Tiroidin çalışması hakkında önemli bilgiler verir. Başlangıçta öykü ve muayenede çalışma bozukluğu belirlenememişse tek başına TSH'nın ölçülmesi yeterli olabilir. Duyarlı bir sonuç elde edilebilmesi için TSH' ya sensitif ya da ultrasensitif yöntemle bakılması tercih edilir. Üstünde önemle durulması gereken nokta: Bu tetkiklerin normal olması tiroidin çalışmasının normal olduğunu gösterir. Hastada guatr, tiroit kanseri gibi diğer hastalıkların olmadığını belirlemez. Bunlar için diğer tetkiklere gereksinim olabilir.
Bağışıklık sistemini kontrol eden testler: Bunlar antitiroglobulin antikor ( ATA ), anti TPO antikor ( AMA ) ve Anti TSH-R ( TRAb ) gibi isimler almaktadır. Graves hastalığı, Hashimoto hastalığı ve bazı tip tiroiditlerin tanısında yardımcı olurlar.
Tiroglobulin tayini: Bu test özellikle tiroit kanseri nedeniyle ameliyat olmuş hastaların izlenmesinde önemli ip uçları vermektedir. Ancak bu testin tam olarak değer kazanabilmesi için bireyde gözle görülebilir tiroit dokusunun kalmamış olması gerekmektedir.
Medüller kanserlerin tanı ve tedavisinde kanda tirokalsitonin: adı verilen bir hormonun ölçülmesi faydalı bilgiler verir.
Yine medüller kanser olan ailelerde diğer bireylerin taranması için ret genindeki mutasyonları gösterecek genetik çalışmalar yapılabilir
Tiroid bezinin büyümesi ( Guatr )
Halk arasında, boynun ön tarafında bir kitle oluşması olarak algılanan guatr; birçok vücut fonksiyonunda denge unsuru olan tiroid bezinin büyümesine denmektedir. Bu büyüme, tiroid bezinin işlevini de olumsuz etkiler. Tiroid bezi normalde yaklaşık 15-25 gram ağırlığında olan bir iç salgı bezidir. Boyunda nefes borusunun iki tarafında yer almaktadır. Kanlanması çok fazla olan bir organdır. Tiroid bezi tiroid hormonlarını salgılar ve kana verir.
Tiroid bezi büyümesi iki şekilde değerlendirillmektedir;
Diffüz hiperplazi; bu durumda sadece büyüme vardır ve tiroid bezi içinde başka oluşum ve patoloji yoktur. Genellikle denizden uzak yerlerde (iyot eksikliğine bağlı) görülür.
Nodüler guatr; bu durumda ise tiroid bezinin içinde mercimek veya nohut büyüklüğünde, bazen daha da büyük kitleler mevcuttur.
Eğer hastada tiroid hormonlarının salgılanmasında herhangi bir bozukluk yoksa, hastalık genelde boyun ön bölümünde şişkinlikle fark edilir. Bu şişkinlik yutkunmakla hareket eder. Büyük guatrlarda baskıya bağlı nefes almakta zorluk ve ses kısıklığı olabilir. Bazen tiroid dokusu fazla büyür ve göğüs kafesinin içine bile girebilir.
Doktor, elle muayenede tiroid bezinde büyüme olup olmadığını ve hatta çoğu zaman nodülleri fark edebilir.Bu durumda hastadan tiroid ultrasonografisi, tiroid hormonları (kan tetkiki) ve gerekirse tiroid sintigrafisi istenir. Bazen iğne biyopsisi (parça alınması) gerekebilir."
Bu muayene ve tetkikler sonucu guatrın tedavisi için nasıl bir yöntem izleneceği belirleniyor. ilaç tedavisinin yanında hekimin uygun gördüğü durumlarda ameliyat gerekebiliyor.
Ultrasonografi ve tiroid sintigrafisi teşhiste çok önemli rol oynamaktadır. Bu tetkikler sırasında eğer tiroidde tek nodül bulunduğu saptanırsa ve bu sintigrafik olarak soğuk nodülse, bu nodülde kanser olma riski de bulunmaktadır.
Diffüz hiperplazide (basit guatrda) eğer tiroid bezi çok büyümüş ve nefes almayı zorlaştırıyorsa veya estetik olarak hastayı rahatsız ediyorsa ameliyat öneriliyor.
Nodüler guatrda ise
Kanser şüphesi.
Bası belirtileri.
Hipertiroidi,
Göğüs kafesinin içine büyüme.
Kozmetik bir gerekçe olduğunda (boyunda şekil bozukluğu varsa) hastalar ameliyat edilmektedir.
Hipotiroidi
Sıklıkla otoimmun nedenlere (otoimmun hastalık, vücudun kendi dokularından birine bilinmeyen nedenlerle yabancılaşması ve bu “yabancı” dokuyu bağışıklık sistemiyle vücuttan uzaklaştırmaya yönelik girişimler yapması neticesinde oluşan hastalıktır. Bağışıklık sistemi vücudun aslında kendine ait olan bu dokusunu tahrip ettikçe dokunun işlevleri aksamakta ve buna bağlı sorunlar ortaya çıkmaktadır) bağlı olarak ortaya çıkan bu durumda tiroid bezi tahribat görmüş olması nedeniyle işlevlerini daha az yapmaktadır. Guatr ile birlikte olması durumunda genellikle Hashimoto Tiroiditi (tiroidit, tiroid bezinin otoimmun süreçle oluşan iltihabıdır (iltihap ile enfeksiyon karıştırılmamalıdır) adını alır.
Hipotiroidi gelişme riski her yaşta var olmasına karşın risk yaş ilerledikçe artar ve 60 yaşından sonra yüzde 2-4 oranında hipotiroidi görülür.
Sık görülmesi, kolay tanı konması, tarama yönteminin ucuz ve oldukça hassas olması ve durumun kolay tedavi edilebilir olması nedeniyle günümüzde hiçbir şikayet olmasa dahi 35 yaşından itibaren 5 yılda bir, 60 yaşından sonra iki yılda bir hassas TSH (“ultrasensitif TSH”) kan ölçümüyle tarama yapılması önerilmektedir. Yine hemen her türlü endokrinolojik bozukluk şüphesinde yapılan incelemelere TSH ölçümünün de eklenmesi sık görülen bu durumun tanısı açısından önemlidir.
Üreme çağında olan kadınlarda en sık görülen belirtiler adet düzensizliği şeklindedir. Gecikmeli adet görme veya uzun süreli adet görememe direkt hipotiroidiye bağlı olabileceği gibi, hipotiroidi neticesinde artan TRH hormonunun prolaktin hormonu salgısını uyarmasıyla ortaya çıkan hiperprolaktinemi neticesinde olabilir.
Hipotiroidide hiçbir belirti görülmeyeceği gibi görülen belirti ve bulgular vücut metabolizmasının azalmasına bağlıdır ve hemen tüm organların işlevleri yavaşlamıştır. Bunun neticesinde kabızlık (bağırsak hareketlerinin yavaşlaması), soğuğa tahammülsüzlük ve vücut ısısının düşmesi (metabolizma yavaşlamasıyla ısı üretiminin azalması), zihinsel işlevlerin yavaşlaması (unutkanlık, uykuya eğilim, sakarlık, yavaş konuşma), kolay yorulma, nabzın yavaşlaması (kalbin az çalışmasına bağlı), kansızlık (kan üretiminin azalmasına bağlı), kan kolesterol seviyelerinin artması (kolesterolün az harcanmasına bağlı), su tutulumuna bağlı ödemler, su tutulumuna bağlı olarak bilek kanalından geçen sinirin sıkışmasına bağlı oluşan karpal tünel sendromu sık görülenler arasında yer alır.
Muayene bulguları arasında yukarıdakilere ek olarak kalp büyümesi, reflekslerin yavaşlaması, kas güçsüzlüğü, depresyon bulunabilir.
Laboratuvar bulguları arasında yukarıdakilere ek olarak karaciğer enzimlerinde yükselme söz konusu olabilir.
Tarama amacıyla yapılan TSH hormon ölçümünün yüksek bulunması sonrasında yapılan serbestT4 ölçümünün düşük bulunması tanıyı koydurur. Genellikle bu aşamada daha ileri inceleme yapmadan tedaviye başlanmakla beraber bazı durumlarda antitiroid antikorları ölçümü yapılarak olayın otoimmun olup olmadığı belirlenir.
Hipotiroidi henüz tam gelişmeden önce tanı konabilir. Bu amaçla TSH tarama testi yüksek bulunduğunda kan serbestT4 seviyesi normal sınırlar içerisinde bulunur. Hipofiz bezi TSH salgısını artırarak tiroid bezini daha çok çalışmaya zorlamakta ve bu nedenle sT4 henüz normal sınırlar içerisinde bulunmaktadır. Belli bir süre sonunda tiroid bezi daha fazla çalışamayacak ve TSH hormonu tiroid bezini ne kadar zorlarsa zorlasın kan seviyelerini normal sınırlar içerisinde tutacak üretimi yapamayacak ve serbestT4 seviyesi düşük bulunacaktır.
Günümüzde tiroid hormonu eksikliğinin tedavisinde T4 hormonunun sentetik olarak üretilmiş ve tablet haline getirilmiş şekli kullanılmaktadır. Tedavi hormon seviyesinin düşüklüğüne göre belirlenir ve tedavi etkinliği belirli aralıklarla genellikle kan TSH ölçümüyle izlenir.
Hipertiroidi
Sıklıkla "Toksik Diffüz Guatr" (Basedow-Graves Hastalığı) veya Toksik Multinodüler Guatr (Plummer Hastalığı) şeklinde görülen hipertiroidi, hipotiroidi gibi nispeten sık rastlanan bir durumdur.
Plummer hastalığı daha çok uzun süreler guatrı olan yaşlılarda görülürken Basedow – Graves daha çok genç yaşlarda görülmektedir.
Üreme çağında olan kadınlarda adet düzensizliği belirtileri genellikle geri plandadır ancak gecikmeli adet görme veya uzun süreli adet görememe hipertiroidi durumunda da söz konusu olabilir.
Hipertiroidide belirtiler hipotiroidi kadar sinsi değildir ve görülen belirti ve bulgular vücut metabolizmasının artmasına bağlıdır ve hemen tüm organların işlevleri hızlanmıştır. Bunun neticesinde ellerde titreme, sıcağa tahammülsüzlük, sinirlilik ve hassasiyet, kilo kaybı, aşırı terleme, nabzın hızlanması ve çarpıntı, ishal sık görülen belirtiler arasındadır. Bunun yanında çeşitli göz bulguları (gözlerin ileri doğru çıkması ("egzoftalmi"), göz kapağının düşmesi gibi) ve guatr gelişimi (tiroid bezinin büyümesi) söz konusu olabilir.
Çeşitli belirtileriyle hipertiroidi düşündüren durumlarda veya tarama amacıyla yapılan TSH incelemesinin düşük bulunması ve sT4 veya sT3 seviyesinin yüksek bulunması tanıyı koymak için yeterlidir.
Hipertiroidi tanısı konduktan sonra yapılacak incelemeler tiroid bezi içinde nodül adı verilen kitlesel oluşumların bulunup bulunmadığına yöneliktir.
Hipertiroidi henüz tam gelişmeden önce tanı konabilir. Bu amaçla TSH tarama testi düşük bulunduğunda kan serbestT4 seviyesi normal sınırlar içerisinde bulunur. Hipofiz TSH salgısını azaltarak tiroid bezini daha az çalışmaya zorlamakta ve bu nedenle serbestT4 henüz normal sınırlar içerisinde bulunmaktadır. Belli bir süre sonunda tiroid bezi daha TSH’ın "daha az çalış" emrine uymayacak ve serbestT4 seviyesi yükselecektir.
Hipertiroidi tedavisinde fazladan üretilen tiroid hormonlarının dokulara olan etkisini gideren ilaçlardan faydalanılabildiği gibi (nabız hızını azaltmak için ilaç kullanılması gibi), en ideal tedavi yöntemi hormon üretimini azaltan ilaçlarla yapılan tedavidir. Bu ilaçlardan en sık kullanılan iki tanesi propiltiyourasil ve metimazol adı verilen ilaçlardır. Endokrinoloji uzmanı tarafından başlanan tedavinin etkinliği belli aralıklarla yapılan hormon ölçümleriyle değerlendirilir.
Tiroid hormonları bu ilaçlarla normale döndükten sonra sıklıkla radyoaktif iyot tedavisi adı verilen yöntemle tedavi pekiştirilir. Bu tedavi gebelik döneminde uygulanmaz ve tedavi sonrasında da gebeliğin belli bir süre ertelenmesi radyoaktif iyodun bebeğe muhtemel zararları nedeniyle önemlidir.
Bazı durumlarda fazla hormon salgısı yapan tiroid nodüllerinin ameliyatla çıkarılmaları gerekebilir.
Tiroid ve gebelik
Gebelik bazal metabolizma hızını artıran bir durumdur ve tiroid hormonlarının üretimi artar. Bu durum bazı kadınlarda tiroid bezinin büyümesine ve daha belirgin hale gelmesine neden olabilir.
Tiroid hormonu üretimi ne kadar artarsa artsın TSH ve sT4 ölçümleri normal sınırlar içerisinde kalır ve gebelik döneminde ortaya çıkan tiroid bezi büyümeleri, hiper veya hipotiroidi belirtileri her zaman itinayla ele alınır.
Gebeliğin temel hormonlarından biri olan HCG yapısal olarak TSH hormonuna çok benzer ve HCG’nin aşırı arttığı gebeliklerde (mol gebeliği, çoğul gebelikler) HCG, TSH gibi davranarak tiroid hormonu üretiminin normal sınırlar dışına çıkmasına neden olabilir. Gebelik döneminde bebeğin kendi tiroid hormonlarını kendi ürettiği ve TSH, T4 ve T3’ün ne anne tarafından bebeğe ne de bebek tarafından anneye geçebildiği kabul edilir.
Yenidoğan tarama testlerinde TSH seviyesine bakılarak yaklaşık 4000’de bir görülen hipotiroidinin tanısının erken konması ve bebeğin beyinsel ve bedensel gelişimi olumsuz etkilenmeden tedavi edilmesi mümkündür.
Gebelikte Hipertiroidi
Tedavi edilmemiş hipertiroidi gebelikte preeklampsi, kalp yetmezliği, rahim içi gelişme geriliği ve ölü doum riskini artıran bir durumdur. Gebelikte hipertiroidinin en sık görülen belirtileri gebelik ilerlemesine rağmen kilo alamama ve uykudan uyanınca ortaya çıkan nabız hızlanmasıdır. Yine hiperemezis (çok aşırı bulantı kusma) da ender de olsa hipertiroidiye bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir.
Tanı ve tedavi, radyoaktif iyod kullanımı hariç, genellikle gebe olmayan kadınlara uygulanan şekilde uygulanabilir.
Gebelikte Hipotiroidi
Ağır hipotiroidi genellikle gebe kalmaya engel bir durum yaratır ve bu nedenle gebelik döneminde çok ender görülür. Hipotiroidinin ağırlık derecesiyle ilgili olarak düşük riski, preeklampsive rahim içi gelişme geriliği gelişme riski artar. Tedavi yine sentetik tiroid hormonu ilaçları verilmesi ve hormon seviyelerinin düzenli olarak kontrol edilmesi şeklindedir.
Osmangazi Tıp Merkezi
Ulubatlı Hasan Bulvarı No: 46 Osmangazi / BURSA
Tel: 0 (224) 270 05 05
© 2009 Osmangazi Tıp Merkezi All Rights Reserved.
Joomla Templates designed by Best Joomla Hosting