Avrupa’nın “Made in EU” planı... Bu plan Türk otomotivini yakından ilgilendiriyor

Haber Giriş Tarihi: 01.11.2026 17:27
Haber Güncellenme Tarihi: 01.11.2026 17:27
https://www.osmangazi.com.tr/

Avrupa Komisyonunun Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) teklifi, Türk otomotiv sektöründe yeni yatırım ve tedarik süreçlerini gündeme taşıdı. Otomotiv sektörü temsilcisi Saim Aşçı, Türkiye’nin yalnızca mevcut yatırımlar için değil, gelecekte yapılacak yatırımlar için de kalıcı güvence elde etmesi gerektiğini vurguladı.

İSTANBUL (İGFA) - Avrupa Birliği'nin üretimi ve yerli bileşen kullanımını teşvik etmeyi amaçlayan Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerator Act-IAA) teklifi, Türk otomotiv sanayisinin Avrupa pazarındaki geleceği açısından önem taşıyor.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO'su Saim Aşçı, henüz yasama sürecinde bulunan düzenlemenin Türkiye'deki otomotiv üretimini, yeni model yatırımlarını ve parça tedarik zincirini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.

OTOMOTİV İHRACATININ YÜZDE 73,7'Sİ AB'YE

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre Türkiye, 2026 yılının ocak-eylül döneminde 31 milyar 145 milyon dolarlık otomotiv ihracatı gerçekleştirdi. Bu ihracatın 22 milyar 948 milyon dolarlık bölümü Avrupa Birliği ülkelerine yapıldı. Böylece AB'nin Türkiye otomotiv ihracatındaki payı yüzde 73,7'ye ulaştı. 2025 yılının tamamında ise bu oran yüzde 72,5 olarak gerçekleşmişti. Aşçı, Türkiye ile Avrupa arasındaki güçlü üretim ve tedarik ilişkisi dikkate alındığında, düzenlemeye ilişkin müzakerelerde gelecekteki yatırımların da güvence altına alınması gerektiğini söyledi.

“YENİ MODEL KARARLARINDA BELİRSİZLİK YATIRIM MALİYETİNE DÖNÜŞÜR”

Otomotiv sektöründe yatırım kararlarının üretim başlamadan yıllar önce şekillendiğine dikkat çeken Aşçı, Türkiye'deki üretimin gelecekte hangi şartlarla destekleneceğinin netleşmesinin önemini vurguladı. Aşçı, “Bir üretici yeni modelinin yerini seçerken müşterisinin hangi teşviklerden yararlanacağını da hesaplar. Türkiye'de üretimin gelecekte hangi şartlarla destekleneceği belirsizleşirse, bu belirsizlik yatırım masasına maliyet olarak girer. Bizim önceliğimiz, bir sonraki modelin ve yeni teknolojinin Türkiye'de üretilebilmesini güvence altına almak olmalı.” dedi.

MEVCUT YATIRIMLARIN YANI SIRA YENİ PROJELER DE KAPSANMALI

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği ACEA'nın Türkiye ve Fas'taki üye faaliyetlerinin düzenlemenin coğrafi kapsamına alınmasına yönelik yaklaşımına değinen Aşçı, mevcut yatırımların korunmasının tek başına yeterli olmayacağını ifade etti. Yeni batarya tesisleri, bağımsız Türk tedarikçileri ve gelecekte üretilecek araç modellerinin de güvence kapsamına alınması gerektiğini belirten Aşçı, Türkiye'nin beklentisinin yeni yatırımlar için öngörülebilir ve adil koşullar oluşturulması olduğunu kaydetti.

“MADE IN EU” DÜZENLEMESİNDE YÜZDE 70 ŞARTI

Avrupa Komisyonunun 4 Mart 2026 tarihli teklifinde, belirli kamu alımları ve desteklerden yararlanacak araçlar için üretim yeri ve bileşen menşeine ilişkin koşullar öngörülüyor.

Teklifte; araçların AB içerisinde içerisinde monte edilmesi koşulu bulunurken, batarya hariç bileşenlerin toplam fabrika çıkış değerinin en az yüzde 70'inin AB menşeli olması öngörülüyor. Batarya hücreleri dâhil olmak üzere ayrıca bileşen koşulları getiriliyor. Teklife göre üreticilerin bileşenlerin menşeini ve değerini tedarikçi belgeleriyle doğrulaması gerekiyor.

Düzenleme özellikle tam elektrikli, şarj edilebilir hibrit ve yakıt hücreli araçları kapsayan koşullarıyla dikkat çekiyor.

TÜRKİYE KAPSAM DIŞINDA KALIRSA NE OLUR?

Sektör temsilcilerinde Saim Aşçı, Türkiye'nin düzenlemeye tam ve kalıcı biçimde dâhil edilmesinin yeni model, batarya ve elektronik yatırımlarının geleceği açısından kritik olduğunu belirtti. Türkiye'nin kapsam dışında kalması durumunda yeni projelerin Avrupa Birliği içerisindeki tesislere kayabileceğine, Türk tedarikçilerinin de parça siparişlerinde baskıyla karşılaşabileceğine dikkat çekti.

Ticaret Bakanlığının da Türk otomotiv sanayisinin düzenlemenin bütün hükümleri kapsamında değerlendirilmesi için girişimlerini sürdürdüğünü hatırlatan Aşçı, siyasi görüşmeler ile nihai yasal güvencenin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'ye yatırım yapan tüm markaların yerli tedarikçileri geliştirmesi, mühendislik kapasitesi oluşturması ve çalışanları yeni teknolojilere hazırlaması gerektiğini ifade eden Aşçı, yatırımın yalnızca üretim tesisi kurulmasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Otomotiv satış sonrası sektörünün de teknolojik dönüşümün bir parçası olması gerektiğini belirten Aşçı; elektrikli araçlarda teşhis, batarya onarımı ve elektronik parça yetkinliklerinin geliştirilmesine dikkat çekti.