SON DAKİKA
Hava Durumu

Bursa Nilüfer’de müzik, yemek ve göç hikayeleri harmanlandı

Bursa Nilüfer’de müzik, yemek ve göç hikayeleri harmanlandı

Haber Giriş Tarihi: 20.04.2026 15:04
Haber Güncellenme Tarihi: 20.04.2026 15:04
Kaynak: IGF
Bursa Nilüfer’de müzik, yemek ve göç hikayeleri harmanlandı

Bursa'da Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nun ev sahipliği yaptığı “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” etkinliğinde, yemeğin sosyolojisi ve göç hikayeleri konuşuldu. Etkinlikte, hamur işlerinin gündelik yaşamdaki ekonomik yerinden, Çerkez sürgününün mutfak kültürüne yansımalarına kadar pek çok konu ele alındı.

BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve sunumuyla gerçekleşen “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” programının bu ayki konukları, araştırmacı Durmuş Durukan ve Zeynep Mısra Türker oldu. Bayram geleneklerinden göç hikayelerine uzanan söyleşide, yemeğin sadece doyurucu bir fiziksel ihtiyaç değil, aynı zamanda kültürel bir bellek ve toplumsal bir ifade biçimi olduğu vurgulandı. Etkinliği, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da takip etti.

Söyleşide konuşan Durmuş Durukan, yemek sosyolojisi ve hamur işlerinin toplumsal hayattaki yeri üzerine yaptığı araştırmaları aktardı. Siyaset bilimi, medya ve kültürel çalışmalar alanında eğitimini mutfak sanatlarıyla birleştiren Durukan, Anadolu’da otuza yakın ili gezerek hamur işleri üzerine saha çalışmaları yaptığını belirtti.

LEZZETLERE SOSYOLOJİK BAKIŞ

Modern gastronomi trendleri ile geleneksel lezzetleri sosyolojik bir pencereden kıyaslayan Durukan, hamur işlerinin ekonomik kriz dönemlerindeki işlevine dikkat çekti. Durukan, “Popüler kültürde füzyon mutfağı veya şatorbiryan gibi lezzetler trend olurken, Kürt böreği gibi geleneksel hamur işleri usta-çırak ilişkisiyle ve 50 yıldır değişmeyen yapısıyla varlığını sürdürüyor. Enflasyonun arttığı dönemlerde insanların hamur işine yöneldiğini görüyoruz. Börek, kapitalizme hizmet eden modern gastronomi mekanların aksine, insanın gündelik öğünlerini daha uygun maliyetle geçiştirmesini sağlıyor ve günü kurtarıyor” ifadelerini kullandı.

Çerkez kültürü ve yemekleri üzerine tez çalışmaları yapan Zeynep Mısra Türker ise, Çerkez diasporasının mutfak alışkanlıklarının ardındaki tarihi travmalara değindi. 21 Mayıs 1864 Çerkez Sürgünü’nün toplum üzerindeki derin etkilerini anlatan Türker, sürgün sırasında Karadeniz’de yaşanan büyük can kayıpları nedeniyle Çerkezlerin balık tüketmekten kaçındığını, bunun yerine et ve et ürünleri ağırlıklı bir beslenme rutini geliştirdiklerini ifade etti.

Geleneksel “Haluj” yapımının sadece bir mutfak mesaisi olmadığını belirten Türker, “Kadınların bir araya gelerek haluj yapması, aslında diasporada yaşayan bir halkın anavatanla bağlarını canlı tutma çabasıdır. Bu buluşmalar, kimliğin çocuklara ve gençlere aktarıldığı, birlik ve beraberliğin pekiştirildiği çok önemli bir kültürel aktarım alanıdır” dedi.

Gastronomi, tarih ve sosyolojinin iç içe geçtiği söyleşi, kültürel dokuya uygun müzik ve yöresel lezzet sunumlarıyla renklendi. Katılımcılara pelür kağıdına sarılı Kürt böreği, Paskalya çöreği ve Antakya kahkesi ikram edilirken; bu kültürel çeşitliliğe Fairouz şarkıları ve “Leylim Ley” ezgileri eşlik etti. Baharın gelişinin gelincik şerbetiyle kutlandığı gece, tomara tavası ikramı ve Çerkez Derneği’nin sunduğu coşkulu müzik ve dans performansıyla sona erdi.

Kaynak: IGF

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.