SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yiğit Medya

- Yiğit Medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yiğit Medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bursa’da Sessiz Dostlar İçin Tarihi Adım: Redocat "Askıda Tedavi" ile İlk Hastalarını İyileştiriyor Haber

Bursa’da Sessiz Dostlar İçin Tarihi Adım: Redocat "Askıda Tedavi" ile İlk Hastalarını İyileştiriyor

İlk Patili Hastalar Sağlığına Kavuşuyor Uygulamanın başlamasıyla birlikte, duyarlı vatandaşlar tarafından sokaktan yaralı halde getirilen kedi ve köpeklerin tedavileri Redocat uzmanlığıyla gerçekleştirilmeye başlandı. Maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi sürecini başlatmakta tereddüt eden vatandaşların getirdiği canlar, "askıdaki fatura" sistemi sayesinde bekletilmeden ameliyat ve rehabilitasyon sürecine alındı. Sistemin ilk meyvelerini vermesi, projenin sürdürülebilirliği açısından büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Şeffaf Bir Yardımlaşma Zinciri Kuruluyor Sistemin işleyişi tamamen şeffaflık ve güven üzerine inşa edilmiş durumda. Sokakta yardıma muhtaç bir hayvanı kliniğe getiren ancak ödeme gücü bulunmayan vatandaşlar için oluşturulan tedavi faturası, kliniğin "askı" panosuna kaydediliyor. Ardından kliniğe gelen hayırseverler veya durumu uygun olan hayvanseverler, bu faturaları görerek diledikleri tutarı ya da faturanın tamamını ödeyerek bir canın kurtarılmasına doğrudan katkı sağlıyor. Uzman Veteriner Hekim Hüseyin Yolaçan: "Ticaret Değil, Hayat Öncelikli" Projenin uygulayıcısı olan Uzman Veteriner Hekim Hüseyin Yolaçan, Bursa.news mikrofonlarına yaptığı açıklamada, uygulamanın vicdani bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Sektörde devrim niteliği taşıyan bu adım hakkında konuşan Yolaçan, şunları söyledi: "Sokak hayvanlarının bir sahibi yok; onlar doğaları gereği son derece masum, sessiz ve aslında biz insanlara muhtaç durumdalar. Redocat olarak, şimdiye kadar hiçbir kliniğin cesaret edemediği bir ilki gerçekleştirmek istedik. Bizim felsefemizde ticaret değil, hayat kurtarmak önceliklidir. Bu hayvanlar bize emanet edilmiş canlardır. Onların tedavisini sadece tıbbi bir süreç değil, her insanın omuzlarındaki bir vefa borcu olarak görüyoruz." "Ücretten Çekinmeden Kliniğimize Gelin" Vatandaşlara çağrıda bulunan Yolaçan, sokakta yardıma muhtaç bir can görüldüğünde arkasını dönmemeleri gerektiğini vurguladı: "Bundan sonra kimse sokak hayvanlarının tedavisi için ücret kaygısı taşımasın. Cebinde parası olmayan vatandaşımız da gönül rahatlığıyla bu canları bize getirebilir. Biz onlar için tüm imkanlarımızı seferber etmeye hazırız." İyilik Hareketine Siz de Destek Olun! Redocat Veteriner Kliniği, başlattığı bu anlamlı kampanya ile sadece tedavi sunmuyor, aynı zamanda toplumsal bir farkındalık yaratıyor. Tam teşekküllü cihazlarla ameliyattan yoğun bakıma kadar geniş bir yelpazede hizmet veren kurum, tüm hayırseverleri askıdaki faturalara omuz vermeye davet ediyor. Siz de Redocat’ın askıdaki listelerine göz atarak, sokakta yaşam savaşı veren bir kedinin aşısına, bir köpeğin ameliyatına veya bir canın mamasına destek olabilirsiniz. Unutmayın; bir faturayı kapatmak, bir canın dünyasını değiştirmek demektir. HABER: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Modern Dünyada Özüne Dönüş: Yoga Haber

Modern Dünyada Özüne Dönüş: Yoga

Batı kültüründe genellikle "spor" olarak algılanan yoganın aksine, geleneksel öğretinin sekiz basamaklı derin bir felsefe barındırdığını belirten Kaya, "Omurgamız ne kadar gençse, biz de o kadar sağlıklıyız" dedi. "Yogaya Ben Karar Vermedim, Oraya Doğru Çekildim" Yoga ile tanışma sürecini "bilinçli bir tercihten ziyade bir çekilme hali" olarak tanımlayan Zeynep Begüm Kaya, diğer insanlara göre daha derin düşündüğünü hissettiği bir dönemde bu kadim öğretiyle bağ kurduğunu ifade etti. 2019’dan bu yana pratiğini derinleştiren Kaya, yoganın içine girdikçe kendini tanımlamayı öğrendiğini ve tüm varlıkların enerjilerden oluştuğunu fark ettiğini dile getirdi. Kaya, "Enerjilerle hayatımızı idame ettirdiğimizi anlamak, bakış açımı tamamen değiştirdi. Yoga, zihin ve bedenin birleşmesi demektir. Bu sürece tek bir açıdan bakmak mümkün değil" ifadelerini kullandı. Omurga Sağlığı ve Meditasyon İlişkisi Yoganın fiziksel boyutu olan "asana" pratiklerinin önemine değinen Kaya, bedensel çalışmaların temel amacının zihni meditasyona hazırlamak olduğunu söyledi. Beden mobilitesi ve omurga sağlığının genel esenlik hali için kritik olduğunu belirten Kaya, şöyle devam etti: "Asana pratiklerinin en büyük faydası omurga sağlığıdır. Bizim öğretimizde omurga ne kadar genç ve esnekse, insan da o kadar sağlıklı hisseder. Bedenimiz ne kadar açık ve güçlüyse, zihnimiz de o kadar güçlü olur. Bunlar birbirinden ayrılmaz bir ikili. Bedenini doğru çalıştırıp zihnine doğru yerden baktırmak, gerçek yoga pratiğinin özüdür." Batı’nın "Asana" Odaklı Yaklaşımı ve Geleneksel Yoga Geleneksel yoganın yoğun bir spiritüellik barındırdığını hatırlatan Reiki uzmanı Kaya, Batı dünyasındaki yoga algısının genellikle sadece fiziksel hareketlere (asanalara) odaklandığına dikkat çekti. Geleneksel yoganın sekiz temel adımdan oluştuğunu belirten Kaya, bu disiplini şu şekilde özetledi: Sosyal ve kişisel etik kuralları, beden çalışması ve nefes teknikleri, ahlaki disiplin ve duyuları içe çekme, konsantrasyon ve evrensel bilince ulaşma. "Kime neyin iyi geleceğine biz karar veremeyiz, bu yüzden tek bir doğru yok" diyen Kaya, yoganın bir yarış ya da spor değil, bir "bütün olma hali" olduğunun altını çizdi. Çocuklara "İstikrar" Örneği Olmak Aynı zamanda bir anne olan Zeynep Begüm Kaya, yoga pratiğini çocuklarının yanında düzenli olarak sürdürmeye özen gösteriyor. Bu davranışının arkasında yatan pedagojik ve içsel motivasyonu ise şu sözlerle açıkladı: "Çocuklarımın yanında yoga yapıyorum ki öğrenmeleri gereken bir deneyim varsa o öğretiyi doğal akışında alsınlar. Bu istikrarı görürlerse, onlara hayatta istikrarlı bir insan olmayı kelimelerle değil, eylemlerimle öğretebileceğime inanıyorum.” HABER: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Güzel Oyuncu Ceren Güzin Sönmez'den Kültür - Sanat Atağı Haber

Güzel Oyuncu Ceren Güzin Sönmez'den Kültür - Sanat Atağı

İstanbul’da yaşamını sürdüren ve oyunculuk performansıyla beğeni toplayan Sönmez; kültür, sanat ve geziyi tek bir potada eriten yeni dijital platform ve televizyon programıyla izleyici karşısına çıkacak. Ekrandan Kültür Elçiliğine "Gelsin Hayat Bildiği Gibi" dizisindeki performansı ve son dönemde yer aldığı sinema projeleriyle tanınan Ceren Güzin Sönmez, kamera önündeki tecrübesini bu kez içerik üreticiliği ve sunuculukla birleştiriyor. 28 yaşındaki genç sanatçı, sanatın ve keşfetmenin birleştirici gücüne odaklanan yeni projesiyle hem dijital dünyada hem de geleneksel medyada iddialı bir çıkış yapmayı hedefliyor. Disiplinlerarası Bir Platform: Sanat ve Gezi Bir Arada Sönmez’in üzerinde çalıştığı yeni dijital platform programı, sadece bir gezi rehberi olmanın ötesine geçerek, gidilen yerlerin tarihsel dokusunu, yerel sanatçılarını ve kültürel miraslarını derinlemesine inceleyen bir yapıya sahip olacak. Uluslararası ve yerel rotada yürütülecek olan projede; sergiler, atölye çalışmaları, gizli kalmış kültürel rotalar ve dünya mutfağı Sönmez'in enerjik sunumuyla izleyiciye aktarılacak. Televizyon Dünyasına Yeni Bir Soluk Dijital platformla eş zamanlı olarak hayata geçecek olan televizyon programı ise, izleyiciyi ekran başında bir kültür yolculuğuna çıkaracak. Klasik gezi programı kalıplarını yıkmayı amaçlayan format, sanatın günlük yaşamla olan bağını vurgularken, genç neslin estetik bakış açısını da ekranlara taşıyacak. "Amacımız Keşfetme Arzusunu Tetiklemek" Projesinin hazırlık aşamasında kreatif süreçlere bizzat dahil olan Ceren Güzin Sönmez, yeni girişimiyle ilgili yakın çevresine verdiği demeçlerde; sanatın ulaşılabilir olması gerektiğini ve her seyahatin bir öğrenme süreci olduğunu vurguluyor. İstanbul’un kaotik ama ilham verici yapısından beslendiğini belirten Sönmez, projesinin ilk bölümleri için çekim takviminin yoğun bir şekilde devam ettiğini ifade etti. Sektör temsilcileri, Sönmez’in oyuncu kimliğinin getirdiği avantajla, kültür-sanat haberciliğine daha samimi ve estetik bir boyut kazandıracağı görüşünde birleşiyor. Ceren Güzin Sönmez Kimdir? 1998 yılında dünyaya gelen Ceren Güzin Sönmez, oyunculuk kariyerine çeşitli dizi ve film projeleriyle başladı. "Biaz: Kara İyenin Laneti" gibi tür sineması örneklerinin yanı sıra sevilen televizyon dizilerinde rol aldı. İstanbul’da yaşayan Sönmez, oyunculuğun yanı sıra disiplinlerarası sanat dallarıyla ve dijital içerik üretimiyle de yakından ilgileniyor. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Bursa'da Can Dostlar İçin Tarihi Adım: Askıda Tedavi Uygulaması Başlıyor! Haber

Bursa'da Can Dostlar İçin Tarihi Adım: Askıda Tedavi Uygulaması Başlıyor!

Anadolu geleneği olan "askıda ekmek" kültürünü veteriner hekimlik branşına uyarlayan Redocat Veteriner Kliniği, sokak hayvanlarının tedavi maliyetleri nedeniyle sahipsiz kalmasının önüne geçecek "Askıda Muayene ve Tedavi" uygulamasını resmen başlattı. Sistem Nasıl İşliyor? Yardımlaşma Zinciri Kuruluyor Uygulamanın işleyişi, hem şeffaflık hem de yardımlaşma üzerine kurulu. Sokakta yaralı, hasta veya bakıma muhtaç bir can dostunu bularak kliniğe getiren ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi masraflarını karşılayamayan vatandaşlar, tedavi sonrası oluşturulan faturayı "askıya" bırakabiliyor. Ardından kliniğe gelen duyarlı hayırseverler veya durumu uygun olan vatandaşlar, askıdaki bu faturaları görerek diledikleri tutarı ya da faturanın tamamını ödeyebiliyor. Böylece tedavi masrafları, getiren kişinin omuzlarından alınarak toplumsal bir imece usulüyle karşılanıyor. Uzman Veteriner Hekim Hüseyin Yolaçan: "Onlar Bize Emanet Canlar" Projenin mimarı olan Uzman Veteriner Hekim Hüseyin Yolaçan, Bursa.news mikrofonlarına yaptığı açıklamada, sokak hayvanlarının yaşadığı çaresizliğe vurgu yaparak vicdani sorumluluk çağrısında bulundu. Yolaçan, sektörde bir dönüm noktası olarak görülen bu uygulama hakkında şunları söyledi: "Sokak hayvanlarının bir sahibi yok; onlar doğaları gereği son derece masum, sessiz ve aslında biz insanlara muhtaç durumdalar. Redocat olarak, şimdiye kadar hiçbir kliniğin cesaret edemediği bir ilki gerçekleştirmek istedik. Bizim felsefemizde ticaret değil, hayat kurtarmak önceliklidir. Bu hayvanlar bize emanet edilmiş canlardır. Onların tedavisini sadece bir tıbbi süreç değil, hem sosyolojik hem de dini açıdan her insanın omuzlarındaki bir sorumluluk olarak görüyoruz." "Ücretten Çekinmeden Kliniğimize Gelin" Vatandaşların sokakta yardıma muhtaç bir hayvan gördüğünde "nasıl öderim?" korkusuyla arkasını dönmemesi gerektiğini belirten Yolaçan, kapılarının sonuna kadar açık olduğunu ekledi: "Bundan sonra kimse sokak hayvanlarının tedavisi için ücret kaygısı taşımasın. Cebinde parası olmayan vatandaşımız da gönül rahatlığıyla bu canları bize getirebilir. Biz onlar için tıbbi olarak ne gerekiyorsa yapmaya, tüm imkanlarımızı seferber etmeye hazırız." Sosyolojik Bir Devrim: Şeffaf ve Güvenilir Dayanışma Redocat’ın başlattığı bu uygulama, sadece Bursa’da değil tüm Türkiye’de yankı uyandırmaya aday. Tam teşekküllü muayenehane imkanlarıyla ameliyattan rehabilitasyona kadar geniş bir yelpazede hizmet sunan kurum, askıdaki faturaların her birini kayıt altına alarak suistimallerin önüne geçiyor. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Sinema Dünyasında Bir İlk: "Wolfram" Filmi ve Redocat Arasındaki "Doğa ve Can" Protokolü Haber

Sinema Dünyasında Bir İlk: "Wolfram" Filmi ve Redocat Arasındaki "Doğa ve Can" Protokolü

SİNEMA DÜNYASINDA BİR İLK: "WOLFRAM" FİLMİ VE REDOCAT ARASINDA TARİHİ "DOĞA VE CAN" PROTOKOLÜ Bursa’nın simgesi Uludağ Milli Parkı’nın doğal plato olarak kullanılacağı yapımda, çekim süreci boyunca bölgedeki yaban hayatının ve set ekibine eşlik edebilecek canlıların korunması amacıyla Redocat Veteriner Muayenehanesi ile resmi sponsorluk ve sağlık protokolü imzalandı. Bu anlaşma, bir film setinde doğal yaşamın korunmasına yönelik dünyada atılmış en somut ve kapsamlı adımlardan biri olarak nitelendiriliyor. Uludağ’ın Doğal Dokusuna "Kırmızı Hat" Koruması Bursa’nın eşsiz doğasını ve Uludağ Milli Parkı’nın bakir noktalarını mekan olarak seçecek olan "Wolfram" ekibi, çekimler sırasında ekosisteme zarar vermeme ilkesini prodüksiyonun merkezine koydu. Yapım ekibi, çekim sahalarında oluşabilecek her türlü aksilik, yaralanma veya doğal müdahale ihtiyacı için Redocat Veteriner Muayenehanesi ile tam kapsamlı bir koruma kalkanı oluşturdu. Anlaşma kapsamında, çekimlerin yapıldığı her an uzman veteriner hekim desteği ve acil müdahale üniteleri hazır bulundurulacak. Wolfram yapım ekibi, "Tek bir canlının dahi incinmediği bir sanat eseri" mottosuyla, sinema tarihindeki "hiçbir hayvana zarar verilmemiştir" ibaresini bir adım öteye taşıyarak önleyici hekimliği set sahasına indiriyor. Hüseyin Yolaçan: "Doğa İçin Seferberliğe Hazırız" Anlaşmanın imza töreninde konuşan Redocat Veteriner Muayenehanesi sahibi Hüseyin Yolaçan, projeye dahil olmaktan duydukları gururu dile getirdi. Yolaçan, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Sanatın doğayla iç içe geçtiği bu kıymetli projede, dilsiz dostlarımızın güvencesi olmak bizim için bir görevdir. Redocat olarak, Uludağ’ın o muazzam ekosisteminde çekilecek her sahnede gözümüz doğadaki canların üzerinde olacak. Oluşabilecek her türlü aksilikte tüm imkanlarımızla seferber olmaya hazırız. Bu iş birliği, sadece bir sponsorluk değil, aynı zamanda bir vicdan protokolüdür." Bursa ve Uludağ, Dünya Sinemasına Doğal Plato Oluyor Hem sinema salonlarında vizyona girmesi hem de küresel dijital platformlarda yerini alması planlanan "Wolfram", Bursa’nın tanıtımına da büyük katkı sunacak. Uludağ Milli Parkı’nın karlı zirveleri, sık ormanları ve endemik bitki örtüsü, filmin görsel atmosferini oluşturacak. Yapımcılar, Bursa’nın doğal bir plato olarak kullanılmasının şehrin kültürel ve turistik marka değerini artıracağını vurgularken, Redocat ile yapılan bu anlaşmanın uluslararası film festivallerinde "etik yapım" standartları açısından büyük takdir toplayacağını belirttiler. Dünyada Bir İlk: "Resmi Sağlık Garantörlüğü" Sinema endüstrisinde genellikle eğitimli hayvanların sağlığına odaklanılırken, "Wolfram" ve Redocat iş birliği, çekim yapılan bölgedeki tüm yaban hayatını kapsayan bir vizyona sahip. Bu yönüyle dünyada bir "ilk" olarak değerlendirilen sponsorluk, bundan sonraki doğa temalı yapımlar için de bir standart belirlemeyi hedefliyor. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

Bugün İftara Ne Pişirsem? Haber

Bugün İftara Ne Pişirsem?

Ramazan ayının manevi iklimi sofralarda buluşurken, bu akşamın menüsü alışılmışın dışına çıkarak hem meyve hem de etin eşsiz uyumunu sofralara taşıyor. Ekşili köftenin ferahlığıyla başlayıp, kuru meyvelerin kuzu etiyle dans ettiği bir ana yemekle devam eden menü, tam kıvamında bir un helvası ile tatlı bir sona ulaşıyor. 1. Başlangıç: Terbiyeli Ekşili Köfte İftara mideyi yormayan ama doyurucu bir giriş yapmak isteyenler için en iyi seçenek. Malzemeler: 250g kıyma, 1 kahve fincanı pirinç, 1 soğan, 2 patates, 2 havuç. Terbiyesi: 1 yumurta sarısı, yarım limon suyu, 1 kase yoğurt. Hazırlanışı: Kıyma, rendelenmiş soğan ve pirinçle küçük köfteler yapılıp unlanır. Tencerede küp doğranmış havuç ve patates haşlanır. Sebzeler yumuşayınca köfteler eklenir. Pişmeye yakın terbiye malzemeleri çırpılarak yavaşça tencereye ilave edilir, bir taşım kaynatılıp servis edilir. 2. Ana Yemek: Kuru Üzümlü ve Kayısılı Kuzu Sote Osmanlı mutfağının imza lezzetlerinden biri olan meyveli et yemeği, iftarın yıldızı olmaya aday. Malzemeler: 500g kuşbaşı kuzu eti, 1 avuç kuru üzüm, 5-6 adet kuru kayısı, 1 yemek kaşığı tereyağı, yarım çubuk tarçın, tuz, karabiber. Hazırlanışı: Kuzu etleri kendi suyunu çekene kadar mühürlenir. Tereyağı eklenip biraz kavrulur. Islatılmış kuru üzümler, dilimlenmiş kayısılar ve tarçın ilave edilir. Az miktar sıcak su eklenerek etler lokum gibi olana kadar kısık ateşte pişirilir. 3. Eşlikçi: Tane Tane Tereyağlı Pirinç Pilavı Meyveli etin en iyi dostu, nişastasından tamamen arınmış klasik bir pilavdır. Malzemeler: 2 su bardağı baldo pirinç, 3 su bardağı sıcak su (veya et suyu), 2 yemek kaşığı tereyağı. Hazırlanışı: Pirinçler 20 dakika sıcak suda bekletilir. Tereyağında şeffaflaşana kadar kavrulan pirinçlere su ve tuz eklenir. Kısık ateşte suyunu çekince üzerine havlu kağıt konularak demlenmeye bırakılır. 4. Ferahlık: Narlı ve Tulum Peynirli Roka Salatası Yoğun aromalı ana yemeği dengeleyecek modern bir dokunuş. Malzemeler: 1 demet roka, yarım su bardağı nar tanesi, 3 yemek kaşığı ufalanmış tulum peyniri, ceviz içi, zeytinyağı, nar ekşisi. Hazırlanışı: Rokalar elle koparılarak bir kaseye alınır. Üzerine nar taneleri, ceviz ve tulum peyniri serpilir. Sosu gezdirilerek taze servis edilir. 5. Final: Tam Ölçülü Un Helvası İftarın ardından çay keyfine eşlik edecek, ağızda dağılan bir klasik. Malzemeler: 100g tereyağı, 1 çay bardağı sıvı yağ, 2 su bardağı un. Şerbeti: 2 su bardağı süt (veya su), 1,5 su bardağı şeker. Hazırlanışı: Yağlar tencerede eritilir, un eklenerek rengi koyulaşana ve kokusu çıkana kadar sabırla kavrulur. Diğer yanda şeker süt içinde eritilir (kaynatmaya gerek yok). Kavrulan una şerbet dökülür ve hızla karıştırılarak kıvam alması sağlanır. Kaşıkla şekil verilerek ılık servis edilir. Bu menü protein ve lif açısından zengindir. Ancak kuru meyveli ana yemek şeker dengesi içerdiği için tatlı porsiyonunu küçük tutmak ve yemekten en az 30 dakika sonra tüketmek daha sağlıklıdır. Haber: Yiğit Medya Grubu Genel Yayın Koordinatörü İrem Sönmezoğlu

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.