SON DAKİKA
Hava Durumu

Bazı İnsanlar İyileşmek İstemiyor... Çünkü Acıları Kimlikleri Olmuş

Yazının Giriş Tarihi: 19.03.2026 12:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.03.2026 12:11

Gelin bugün, modern dünyanın o çok sevdiği "şifa" ve "iyileşme" masallarının arkasındaki karanlık gerçeğe parmak basalım: Bazı insanlar iyileşmekten ölesiye korkuyor. Neden mi? Çünkü o çok şikayet ettikleri acıları, travmaları ve mağduriyetleri ellerinden alınırsa, geriye bomboş, vasıfsız ve sıradan bir "hiçlik" kalacağından ödünç alıyorlar.
Acı, bu insanlar için bir yara değil; bir unvandır. Travma ise bir yük değil, toplumdan ilgi ve imtiyaz devşirmek için kullanılan bir kimlik kartıdır.
Bir bakın etrafınıza; hayatındaki her sorunu on yıl önceki bir ayrılığa, yirmi yıl önceki bir aile dramına ya da sistemin kendisine yaptığı bir "haksızlığa" bağlayıp orada kamp kuran ne çok insan var. Bu kişiler için iyileşmek, aslında bir tür "iflastır." Çünkü iyileşirlerse, artık başarısızlıkları için bir mazeretleri kalmayacak. İyileşirlerse, insanların onlara gösterdiği o özel şefkat ve tolerans bitecek. İyileşirlerse, sıradan bir yetişkin gibi sorumluluk almak zorunda kalacaklar.
İşte bu yüzden, bu kitle gizliden gizliye yaralarını kaşımaya bayılır. İyileşmek için değil, acılarını taze tutmak için terapiye giderler; çözüm bulmak için değil, ne kadar "çözülemez" olduklarını ispatlamak için anlatırlar. Onlar için acı, bir durak değil, son duraktır.
Bu bir tür acı narsisizmidir. "Senin neyin var ki, asıl ben neler çektim" yarışının galibi olmak, onlara tuhaf bir üstünlük hissi verir. Kendi travmalarını birer kutsal emanet gibi koruyan bu kişiler, aslında narsisizmin en sinsi halini yaşarlar: Mağduriyet üzerinden tahakküm kurmak. Kendi yaralarını bir kalkan gibi kullanarak çevrelerindeki herkesi suçlu hissettirir, herkesi kendi dramlarının figüranı yaparlar. Onlara bir çözüm önerdiğinizde sinirlenirler. Neden? Çünkü siz onların sorununu çözmeye çalışırken, aslında onların tek varlık sebebini, yani "mağduriyet imajını" tehdit ediyorsunuzdur. Onlar iyileşmek istemiyor; onlar sadece acılarının ne kadar benzersiz olduğunun onaylanmasını istiyorlar.
"Ben kimim?" sorusuna verecekleri tek cevap "Acı çeken biriyim" olan birinden bu acıyı alırsanız, onu öldürürsünüz. Travma, bu insanların kişiliğini yemiş bitirmiş, geriye sadece bir "yara izi" bırakmıştır. Ve o yara iziyle o kadar özdeşleşmişlerdir ki, deri iyileşirse kendilerini çıplak ve savunmasız hissederler.
Değiştiğini sanmak, değişmemiş olmanın en zarif haliydi ya; işte bu kişiler de "iyileşme yolculuğundayım" diyerek aslında aynı acı çukurunda debelenip dururlar. Çünkü o çukur, onlar için dışarıdaki gerçek dünyadan çok daha güvenlidir. Dışarıda rekabet var, sorumluluk var, hata yapınca faturayı ödemek var. Çukurda ise sadece "anlaşılmayı bekleyen bir kurban" olmak var.
Gerçekten iyileşmek, o çok sevdiğiniz mağduriyet cüppesini çıkarıp çöpe atmayı gerektirir. Artık "özel" muamele görmeyeceğinizi, kimsenin size borçlu olmadığını kabul etmeyi gerektirir. Ama itiraf edelim; birçoğunuz buna hazır değilsiniz.
Siz, o dramatik hikayelerinizin başrolünde kalmayı, gerçek hayatın figüranı olmaya tercih ediyorsunuz. Yaralarınızdan beslenmeyi, sağlıklı bir bedenle yürümeye değişiyorsunuz.
O yüzden, dürüst olun: Siz aslında iyileşmek değil, acınızla dünyayı dize getirmek istiyorsunuz. Ama unutmayın; dünya, yaralarına aşık olanlara değil, o yaralara rağmen ayağa kalkanlara saygı duyar. Maskelerinizi indirin; acınız sizi özel yapmıyor, sadece sizi durduruyor.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.