Rock müzik deyince zihninizde ne canlanıyor? Bir çığlık, bir isyan, belki de yalnızca aşırı gürültü. Biliyorum, ilk bakışta ruhani konularla pek ilgisi yok gibi duruyor. Ama ben bu işin hem spiritüel, hem de müzik tarafında takılıyorum ya, o nedenle bu ikisi arasındaki bağlantı beni hep çok düşündürmüştür. En sonunda anladım ki, o sert ve gürültülü sesler aslıda bizim ruhumuzun frekansıyla birebir eşleşiyor. Hani bioenerji ve çakralar diyoruz ya, işte o müzik tam da bizim bilinçaltımızdaki gölgelere, o sistemin açıklarına dalıyor.
Karnından Gelen O Hissiyat: Alt Çakralar
En temelden başlayalım. Hani o hayatta kalma korkusu, güvende hissetme, köklenme isteği var ya? İşte o, kök çakranın işi. Rock müziğin o sert vuruşları, isyankar ruhu tam da buraya hitap ediyor. Slipknot’ın “Duality” şarkısını dikkatlice dinleyin. İçimizdeki o kontrolsüz öfkeyi, bilinçaltımızda biriken o ikilik hissini anlatır. Bu, kök çakranın temel korkuları ve solar pleksustaki güç mücadelesinin bir yansımasıdır.
Bu noktaya Cradle of Filth’in “Nymphetamine Fix”ini de ekleyebiliriz. O gotik, karanlık ve takıntılı aşk teması; kök çakranın saplantı, bağımlılık ve kontrolsüz arzuyla ilgili daha ilkel ve yoğun yönünü mükemmel bir şekilde temsil ediyor.
Bu noktaya sakral çakrada biriken hayal kırıklıklarını eklemezsek olmaz. Yarım kalmışlık hissinin getirdiği o motivasyon eksikliği bu çakranın gölge yönü olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca terk edilmişliğin ya da kayıpların ardından gelen o ağır hüzün bu çakranın gölge yönleri diyebiliriz. İşte tam da burada arka planda çalan şarkı Anathema’ın “One Last Goodbye” veya Opeth’in “Burden” şarkısı olabilir.
Bir de solar pleksus var. Yukarıda bahsettiğimiz güç mücadelesinin açığa çıktığı nokta; kişisel gücümüzün ve irademizin tam da merkezi. Rammstein’in “Sonne” şarkısı, tam da bu çakranın saf, yakıcı gücünü temsil eder. Güneşin yıkıcı ve yaratıcı enerjisiyle bu çakra arasındaki paralellik inanılmaz. Ki, zaten ismi de oradan geliyor ya. Peki ya Korn’un “Freak on a Leash” şarkısındaki o acı dolu, kontrolsüzlük hissinin ayyuka çıktığı çaresiz vokal? Özgüvensizliğin ortaya çıktığı bu gölgelerin ortasında Radiohead’in “Creep” şarkısını anmazsak olmaz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İrem SÖNMEZOĞLU
Çakralara Vuran Ritimler; Rock Müziğin Sesi
Rock müzik deyince zihninizde ne canlanıyor? Bir çığlık, bir isyan, belki de yalnızca aşırı gürültü. Biliyorum, ilk bakışta ruhani konularla pek ilgisi yok gibi duruyor. Ama ben bu işin hem spiritüel, hem de müzik tarafında takılıyorum ya, o nedenle bu ikisi arasındaki bağlantı beni hep çok düşündürmüştür. En sonunda anladım ki, o sert ve gürültülü sesler aslıda bizim ruhumuzun frekansıyla birebir eşleşiyor. Hani bioenerji ve çakralar diyoruz ya, işte o müzik tam da bizim bilinçaltımızdaki gölgelere, o sistemin açıklarına dalıyor.
Karnından Gelen O Hissiyat: Alt Çakralar
En temelden başlayalım. Hani o hayatta kalma korkusu, güvende hissetme, köklenme isteği var ya? İşte o, kök çakranın işi. Rock müziğin o sert vuruşları, isyankar ruhu tam da buraya hitap ediyor. Slipknot’ın “Duality” şarkısını dikkatlice dinleyin. İçimizdeki o kontrolsüz öfkeyi, bilinçaltımızda biriken o ikilik hissini anlatır. Bu, kök çakranın temel korkuları ve solar pleksustaki güç mücadelesinin bir yansımasıdır.
Bu noktaya Cradle of Filth’in “Nymphetamine Fix”ini de ekleyebiliriz. O gotik, karanlık ve takıntılı aşk teması; kök çakranın saplantı, bağımlılık ve kontrolsüz arzuyla ilgili daha ilkel ve yoğun yönünü mükemmel bir şekilde temsil ediyor.
Bu noktaya sakral çakrada biriken hayal kırıklıklarını eklemezsek olmaz. Yarım kalmışlık hissinin getirdiği o motivasyon eksikliği bu çakranın gölge yönü olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca terk edilmişliğin ya da kayıpların ardından gelen o ağır hüzün bu çakranın gölge yönleri diyebiliriz. İşte tam da burada arka planda çalan şarkı Anathema’ın “One Last Goodbye” veya Opeth’in “Burden” şarkısı olabilir.
Bir de solar pleksus var. Yukarıda bahsettiğimiz güç mücadelesinin açığa çıktığı nokta; kişisel gücümüzün ve irademizin tam da merkezi. Rammstein’in “Sonne” şarkısı, tam da bu çakranın saf, yakıcı gücünü temsil eder. Güneşin yıkıcı ve yaratıcı enerjisiyle bu çakra arasındaki paralellik inanılmaz. Ki, zaten ismi de oradan geliyor ya. Peki ya Korn’un “Freak on a Leash” şarkısındaki o acı dolu, kontrolsüzlük hissinin ayyuka çıktığı çaresiz vokal? Özgüvensizliğin ortaya çıktığı bu gölgelerin ortasında Radiohead’in “Creep” şarkısını anmazsak olmaz.