SON DAKİKA
Hava Durumu

Diploma Değil, İtaat Dağıtımı

Yazının Giriş Tarihi: 12.03.2026 16:40
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.03.2026 16:41

Pink Floyd’un o zamansız başkaldırısı "Another Brick in the Wall" şarkısında yankılanan o çocuk korosu, aslında modern dünyanın en büyük yalanına işaret ediyordu: "Eğitimin" bizi özgürleştirdiği masalı. Oysa bugün kaybettiğimiz Fatma Nur Çelik ve niceleri, sadece öfkeli birer saldırganın değil; ruhları öğüten, merakı katleden ve insanı sadece birer "birim" olarak gören devasa bir itaat fabrikasının kurbanlarıdır.

Gelin, okul binalarının o soğuk ve steril koridorlarındaki "ilim yuvası" tabelalarını bir kenara bırakalım. Gerçekle yüzleşme vakti: Okullarımız bugün birer aydınlanma merkezi mi, yoksa sadece sisteme uyumlu "standart köleler" üreten montaj bantları mı?

Modern eğitim sistemi, bir gelişim projesi olmaktan çıkıp bir evcilleştirme operasyonuna dönüşmüştür. Sınıflar, birer atölye değil; sorgulamanın "huzursuzluk", soru sormanın "vakit kaybı", boyun eğmenin ise "başarı" olarak kodlandığı birer imalathanedir. Zihni özgür bırakmak yerine, onu ezberlerle, sınav kaygılarıyla ve "en iyisi olma" hırsıyla prangalıyoruz.

Çocuklarımızı o sıralara oturttuğumuz andan itibaren sistem onlara fısıldar: "Düşünme, sadece müfredatı tüket. Sıradan çıkma. Duvardaki bir başka tuğla ol ve çarkı döndürmeye başla." Bu fabrikasyon süreç, insanın en saf hali olan merakı öldürürken, yerine devasa bir duygusal boşluk ve bastırılmış bir öfke bırakıyor.

Şimdi o en provokatif ve can yakan soruyu soralım: Öğretmenlerimizi katleden bu şiddet sarmalı, bizzat eğitim sisteminin "itaat et ama anlama" diye yetiştirdiği o ruhsuz kitlelerin eseri değil mi? Empati yeteneği elinden alınmış, ahlakı sadece test kağıtlarındaki doğru şıklara indirgenmiş bir nesil yetiştirdiğinizde; o neslin şiddete meyletmesi kaçınılmaz bir çıktıdır. Bir insanı sadece bir "numara" veya "başarı grafiği" olarak gördüğünüzde, onun içindeki vicdanı da felç edersiniz. Kendi duygularıyla ve gerçeğiyle bağ kuramayan, sadece "emir ve komut" bekleyen bir çocuk; yarın karşısındaki öğretmeni bir "insan" olarak değil, sadece aşılması gereken bir engel veya öfkesini kusacağı bir nesne olarak görür. Bizler, o "makul vatandaş" yetiştirme hırsıyla, aslında sınıflarımızda kendi sonumuzu hazırlayan canavarları besliyoruz.

Bugün okulların büyük bir gururla dağıttığı o diplomalar, aslında birer bilgi belgesi değil; "sisteme entegre oldum, otoriteyi sorgulamadan kabul ettim" diyen birer uyum sertifikasıdır. Bu sistem, kalıpların dışına çıkan, "Neden?" diye soran her zihni "arıza" olarak görür ve onu törpüleyene kadar durmaz.

Atanmış ya da atanamayıp özel okulların baskısı altında ezilirken idealleri olan eğitimciler, bu devasa ve paslı çarkın arasında eziliyorlar. Onlar birer meşale yakmaya çalışırken, sistem onları sadece birer "müfredat memuru" olmaya zorluyor. Ve ne acıdır ki; bu kölelik fabrikasından çıkan "mezunlar", gün geliyor o meşaleyi söndüren karanlığın ta kendisi oluyorlar.

Eğitim, insanı zincirlerinden kurtarmalıdır; yeni zincirler eklememeli. Eğer bir okul, bir çocuğa "kendi gerçeğini arama" cesareti vermiyorsa, orası bir eğitim kurumu değil, bir ıslahevidir. Bizim ihtiyacımız olan şey daha fazla ders saati değil; o duvarın arkasındaki insanı, vicdanı ve merhameti yeniden keşfedecek bir devrimdir.

Pink Floyd’un dediği gibi: "All in all, you're just another brick in the wall." (Sonuçta, sen sadece duvardaki bir başka tuğlasın.)

Eğer biz o tuğla olmayı, o duvarın bir parçası kalmayı reddetmezsek; öğretmenlerimizi kurban vermeye, sokaklarımızda şiddeti solumaya ve ruhsuz birer "üretim çıktısı" olarak yaşamaya mahkûm kalacağız. Bu fabrikayı yıkıp yerine gerçek bir "insanlık okulu" inşa edene kadar, kimse gerçekten aydınlandığını iddia etmesin.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.