Modern insanın en büyük nezaket maskelerinden biri, herkese ve her şeye "evet" deme mecburiyetidir. İlk bakışta yardımseverlik, uyumluluk ya da "iyi insan" olma çabası gibi görünen bu durum, aslında bilinçaltının derinliklerinde yatan büyük bir terk edilme korkusunun ve öz değer eksikliğinin tezahürüdür. Birine istemediğimiz halde "evet" dediğimiz her an, aslında kendi ruhumuza kocaman bir "hayır" diyoruz.
Peki, neden "hayır" demek bu kadar zor? Çünkü çoğumuzun çocukluk kodlarında "uyumlu çocuk sevilir, itiraz eden çocuk dışlanır" yargısı kayıtlıdır. Bu yüzden yetişkinlikte de hayır demeyi bir reddediş değil, bir saldırı veya bir kopuş gibi algılıyoruz. Karşımızdakini kırmamak adına kendimizi parça parça tüketirken, aslında gizliden gizliye bir öfke biriktiriyoruz. Bu öfke zamanla hem o kişiye hem de kendi zayıflığımıza karşı birikiyor ve ruhsal bir tükenmişliğe (burnout) davetiye çıkarıyor.
Sınır çizmek, sanıldığı gibi bencilce bir duvar örmek değildir; sınır çizmek, kendi bahçenizin kapısını belirlemektir. Kapısı olmayan bir bahçe, herkesin çiğneyip geçtiği, yabani otların sardığı bir alana dönüşür. Başkalarının her talebine, her ricasına ve her enerjisine "evet" demek, kendi zamanınızın, emeğinizin ve duygusal dengenizin kontrolünü başkalarına devretmektir. Oysa sağlıklı bir ilişki, iki insanın birbirinin sınırlarına duyduğu saygı üzerinden yükselir.
Gerçek "iyilik", kendinden vazgeçerek yapılan değil, kendi bütünlüğünü koruyarak sunulan bir değerdir. Eğer birileri sizi sadece onlara "evet" dediğiniz için seviyorsa, aslında sizi değil, onlara sunduğunuz konforu seviyorlar demektir. "Hayır" dediğinizde sizden uzaklaşanlar, zaten hayatınızda sadece bir "fayda" için bulunanlardır. Bu kopuşlar acı verici görünse de aslında ruhun hafiflemesi için gereken bir temizliktir.
Kendinize olan saygınızı geri kazanmanın yolu, o sihirli ve kısa kelimeyi telaffuz etmekten geçer. "Hayır" demek; "Seni sevmiyorum" demek değildir, "Ben de en az senin kadar değerliyim ve şu an kendi önceliklerimi korumam gerekiyor" demektir. Kendi sınırlarınızda mülteci gibi yaşamak yerine, o sınırların egemen ruhu olmayı seçtiğinizde, hayatınızdaki her şeyin frekansı değişmeye başlar.
Unutmayın; başkalarını memnun etmek için harcadığınız o devasa enerji, aslında kendi hayallerinizi inşa etmek için ihtiyacınız olan yakıttır. Kendinize ayıracağınız zamandan, enerjiden ve huzurdan daha değerli hiçbir "onay" yoktur. Bugün birine "hayır" diyerek başlayın; göreceksiniz ki dünya yıkılmayacak, aksine sizin için daha geniş ve daha dürüst bir alan açılacaktır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İrem SÖNMEZOĞLU
"Evet" Demenin Görünmez Yükü
Modern insanın en büyük nezaket maskelerinden biri, herkese ve her şeye "evet" deme mecburiyetidir. İlk bakışta yardımseverlik, uyumluluk ya da "iyi insan" olma çabası gibi görünen bu durum, aslında bilinçaltının derinliklerinde yatan büyük bir terk edilme korkusunun ve öz değer eksikliğinin tezahürüdür. Birine istemediğimiz halde "evet" dediğimiz her an, aslında kendi ruhumuza kocaman bir "hayır" diyoruz.
Peki, neden "hayır" demek bu kadar zor? Çünkü çoğumuzun çocukluk kodlarında "uyumlu çocuk sevilir, itiraz eden çocuk dışlanır" yargısı kayıtlıdır. Bu yüzden yetişkinlikte de hayır demeyi bir reddediş değil, bir saldırı veya bir kopuş gibi algılıyoruz. Karşımızdakini kırmamak adına kendimizi parça parça tüketirken, aslında gizliden gizliye bir öfke biriktiriyoruz. Bu öfke zamanla hem o kişiye hem de kendi zayıflığımıza karşı birikiyor ve ruhsal bir tükenmişliğe (burnout) davetiye çıkarıyor.
Sınır çizmek, sanıldığı gibi bencilce bir duvar örmek değildir; sınır çizmek, kendi bahçenizin kapısını belirlemektir. Kapısı olmayan bir bahçe, herkesin çiğneyip geçtiği, yabani otların sardığı bir alana dönüşür. Başkalarının her talebine, her ricasına ve her enerjisine "evet" demek, kendi zamanınızın, emeğinizin ve duygusal dengenizin kontrolünü başkalarına devretmektir. Oysa sağlıklı bir ilişki, iki insanın birbirinin sınırlarına duyduğu saygı üzerinden yükselir.
Gerçek "iyilik", kendinden vazgeçerek yapılan değil, kendi bütünlüğünü koruyarak sunulan bir değerdir. Eğer birileri sizi sadece onlara "evet" dediğiniz için seviyorsa, aslında sizi değil, onlara sunduğunuz konforu seviyorlar demektir. "Hayır" dediğinizde sizden uzaklaşanlar, zaten hayatınızda sadece bir "fayda" için bulunanlardır. Bu kopuşlar acı verici görünse de aslında ruhun hafiflemesi için gereken bir temizliktir.
Kendinize olan saygınızı geri kazanmanın yolu, o sihirli ve kısa kelimeyi telaffuz etmekten geçer. "Hayır" demek; "Seni sevmiyorum" demek değildir, "Ben de en az senin kadar değerliyim ve şu an kendi önceliklerimi korumam gerekiyor" demektir. Kendi sınırlarınızda mülteci gibi yaşamak yerine, o sınırların egemen ruhu olmayı seçtiğinizde, hayatınızdaki her şeyin frekansı değişmeye başlar.
Unutmayın; başkalarını memnun etmek için harcadığınız o devasa enerji, aslında kendi hayallerinizi inşa etmek için ihtiyacınız olan yakıttır. Kendinize ayıracağınız zamandan, enerjiden ve huzurdan daha değerli hiçbir "onay" yoktur. Bugün birine "hayır" diyerek başlayın; göreceksiniz ki dünya yıkılmayacak, aksine sizin için daha geniş ve daha dürüst bir alan açılacaktır.