Enerjı alısverısı
İnsan ilişkilerini sadece kelimelerle açıklamaya çalışmak çoğu zaman eksik kalır. Çünkü bazı şeyler konuşulmaz, ama hissedilir. İşte tam da bu noktada devreye giren görünmez bir alışveriş vardır: enerji.
Bir odaya girersin, kimse bir şey söylemez ama içinde bir ağırlık hissedersin. Ya da tam tersi, biriyle karşılaşırsın ve nedenini bilmeden hafiflersin. Bunun adı çoğu zaman “ruh hali” diye geçiştirilir ama aslında bundan daha derin bir şeydir. İnsan, farkında olsa da olmasa da sürekli bir enerji alışverişi içindedir.
Peki biz kimden ne alıyoruz?
Bazı insanlar vardır; yanlarında uzun süre kaldığında yorgun hissedersin. Sanki bir şeyin çekildiğini fark edersin ama adını koyamazsın. Bu kişiler genelde kendi iç boşluklarını farkında olmadan başkalarının enerjisiyle doldurmaya çalışanlardır. Sürekli anlatırlar, sürekli ihtiyaç halindedirler, sürekli bir şey eksiktir. Sen dinledikçe, verdikçe, anlamaya çalıştıkça… içindeki güç yavaş yavaş azalır.
Ama bu onların “kötü” olduğu anlamına gelmez. Sadece kendi iç kaynaklarına ulaşamamışlardır.
Bazı insanlar da vardır; yanlarına gittiğinde hiçbir şey yapmasalar bile iyi hissedersin. Konuşmasan bile huzur verirler. Çünkü onlar kendi iç dengelerini kurmuş, kendi enerjisini taşıyabilen insanlardır. Onlar senden almak için değil, paylaşmak için vardır. Ve ilginçtir, bu insanlar genelde en az konuşan ama en çok hissedilenlerdir.
Biz sadece insanlardan değil, ortamlardan da enerji alırız. Geçmişin ağır izlerini taşıyan yerler, sürekli stres barındıran mekanlar ya da tam tersi, huzurla dolu alanlar… Hepsi bize bir şey bırakır. Çünkü enerji, sadece canlılar arasında değil, mekânlarda da birikir.
Peki biz kime ne bırakıyoruz?
Asıl zor soru belki de budur.
Çünkü çoğu insan “kim bana ne yaptı”yı düşünür ama “ben kimde ne bıraktım”ı pek sorgulamaz.
Birine gerçekten dinlenmiş bir kalple yaklaştığında, ona sadece sözlerini değil, varlığını bırakırsın. Bazen bir bakış, bir susuş, bir anlayış… bir insanın içinde yıllarca kalabilir.
Ama aynı şekilde, kırgınlıklarını taşıyarak yaklaştığında da bunu bırakırsın. Söylemesen bile karşı taraf hisseder. Çünkü enerji, kelimelerden daha dürüsttür.
Birine kızgınken gülümsersen, o gülümseme ulaşmaz. Ama gerçekten içinden gelerek baktığında, hiçbir şey söylemesen bile anlaşılır.
İnsan bazen farkında olmadan iz bırakır. Birinin hayatında küçük bir an gibi görünen bir şey, diğerinin içinde büyük bir dönüşüme sebep olabilir. Ya da tam tersi, önemsiz sandığın bir tavır, birinin içinde kapanmayan bir kapı bırakabilir.
Enerji alışverişi tam olarak budur: görünmeyen ama etkisi uzun süren bir etkileşim.
Bu yüzden mesele sadece “kiminle vakit geçiriyorum” değil, “o an kim olarak oradayım” meselesidir.
Çünkü sen kendi içinde ne taşıyorsan, onu yayıyorsun.
İçinde huzur varsa, onu verirsin.
İçinde karmaşa varsa, onu bulaştırırsın.
İçinde sevgi varsa, o hissedilir.
İçinde eksiklik varsa, o da hissedilir.
Ve en çarpıcı gerçek şudur: İnsan en çok kendine verdiğini başkasına verir.
Kendine sürekli yüklenen biri, başkasına da yük olur.
Kendine şefkat göstermeyen biri, başkasına da sert olur.
Kendini dinlemeyen biri, başkasını da gerçekten duyamaz.
Enerji alışverişi aslında bir aynadır. Karşındaki insan, senin içinde olanı sana geri gösterir. Bu yüzden bazı insanlarla karşılaşmak tesadüf değil, bir tür farkındalık davetidir.
Belki de bu yüzden bazı insanlar hayatımıza kısa süreliğine girer ama büyük etkiler bırakır. Çünkü alışveriş sadece zamanla değil, yoğunlukla ilgilidir.
Sonunda şunu fark edersin:
Hayat, kimin ne dediğinden çok, kimin sende ne hissettirdiğiyle şekillenir.
Ve belki de en önemli soru şudur:
Ben insanların hayatına girdiğimde, onlara ne bırakıyorum?
Bir ağırlık mı, yoksa bir hafiflik mi?
Çünkü biz sadece yaşayıp gitmiyoruz… birbirimizin içinde izler bırakarak ilerliyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Özlem BAYAR
Enerjı alısverısı
Enerjı alısverısı
İnsan ilişkilerini sadece kelimelerle açıklamaya çalışmak çoğu zaman eksik kalır. Çünkü bazı şeyler konuşulmaz, ama hissedilir. İşte tam da bu noktada devreye giren görünmez bir alışveriş vardır: enerji.
Bir odaya girersin, kimse bir şey söylemez ama içinde bir ağırlık hissedersin. Ya da tam tersi, biriyle karşılaşırsın ve nedenini bilmeden hafiflersin. Bunun adı çoğu zaman “ruh hali” diye geçiştirilir ama aslında bundan daha derin bir şeydir. İnsan, farkında olsa da olmasa da sürekli bir enerji alışverişi içindedir.
Peki biz kimden ne alıyoruz?
Bazı insanlar vardır; yanlarında uzun süre kaldığında yorgun hissedersin. Sanki bir şeyin çekildiğini fark edersin ama adını koyamazsın. Bu kişiler genelde kendi iç boşluklarını farkında olmadan başkalarının enerjisiyle doldurmaya çalışanlardır. Sürekli anlatırlar, sürekli ihtiyaç halindedirler, sürekli bir şey eksiktir. Sen dinledikçe, verdikçe, anlamaya çalıştıkça… içindeki güç yavaş yavaş azalır.
Ama bu onların “kötü” olduğu anlamına gelmez. Sadece kendi iç kaynaklarına ulaşamamışlardır.
Bazı insanlar da vardır; yanlarına gittiğinde hiçbir şey yapmasalar bile iyi hissedersin. Konuşmasan bile huzur verirler. Çünkü onlar kendi iç dengelerini kurmuş, kendi enerjisini taşıyabilen insanlardır. Onlar senden almak için değil, paylaşmak için vardır. Ve ilginçtir, bu insanlar genelde en az konuşan ama en çok hissedilenlerdir.
Biz sadece insanlardan değil, ortamlardan da enerji alırız. Geçmişin ağır izlerini taşıyan yerler, sürekli stres barındıran mekanlar ya da tam tersi, huzurla dolu alanlar… Hepsi bize bir şey bırakır. Çünkü enerji, sadece canlılar arasında değil, mekânlarda da birikir.
Peki biz kime ne bırakıyoruz?
Asıl zor soru belki de budur.
Çünkü çoğu insan “kim bana ne yaptı”yı düşünür ama “ben kimde ne bıraktım”ı pek sorgulamaz.
Birine gerçekten dinlenmiş bir kalple yaklaştığında, ona sadece sözlerini değil, varlığını bırakırsın. Bazen bir bakış, bir susuş, bir anlayış… bir insanın içinde yıllarca kalabilir.
Ama aynı şekilde, kırgınlıklarını taşıyarak yaklaştığında da bunu bırakırsın. Söylemesen bile karşı taraf hisseder. Çünkü enerji, kelimelerden daha dürüsttür.
Birine kızgınken gülümsersen, o gülümseme ulaşmaz. Ama gerçekten içinden gelerek baktığında, hiçbir şey söylemesen bile anlaşılır.
İnsan bazen farkında olmadan iz bırakır. Birinin hayatında küçük bir an gibi görünen bir şey, diğerinin içinde büyük bir dönüşüme sebep olabilir. Ya da tam tersi, önemsiz sandığın bir tavır, birinin içinde kapanmayan bir kapı bırakabilir.
Enerji alışverişi tam olarak budur: görünmeyen ama etkisi uzun süren bir etkileşim.
Bu yüzden mesele sadece “kiminle vakit geçiriyorum” değil, “o an kim olarak oradayım” meselesidir.
Çünkü sen kendi içinde ne taşıyorsan, onu yayıyorsun.
İçinde huzur varsa, onu verirsin.
İçinde karmaşa varsa, onu bulaştırırsın.
İçinde sevgi varsa, o hissedilir.
İçinde eksiklik varsa, o da hissedilir.
Ve en çarpıcı gerçek şudur: İnsan en çok kendine verdiğini başkasına verir.
Kendine sürekli yüklenen biri, başkasına da yük olur.
Kendine şefkat göstermeyen biri, başkasına da sert olur.
Kendini dinlemeyen biri, başkasını da gerçekten duyamaz.
Enerji alışverişi aslında bir aynadır. Karşındaki insan, senin içinde olanı sana geri gösterir. Bu yüzden bazı insanlarla karşılaşmak tesadüf değil, bir tür farkındalık davetidir.
Belki de bu yüzden bazı insanlar hayatımıza kısa süreliğine girer ama büyük etkiler bırakır. Çünkü alışveriş sadece zamanla değil, yoğunlukla ilgilidir.
Sonunda şunu fark edersin:
Hayat, kimin ne dediğinden çok, kimin sende ne hissettirdiğiyle şekillenir.
Ve belki de en önemli soru şudur:
Ben insanların hayatına girdiğimde, onlara ne bırakıyorum?
Bir ağırlık mı, yoksa bir hafiflik mi?
Çünkü biz sadece yaşayıp gitmiyoruz… birbirimizin içinde izler bırakarak ilerliyoruz.