SON DAKİKA
Hava Durumu

Herkese Yetişirken Kendini Kaybedenler

Yazının Giriş Tarihi: 21.02.2026 13:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 13:05

Bazı insanlar vardır…
Herkesin imdadına yetişir ama kendi çığlığını duymaz.
Telefonu her çaldığında açar, mesajlara anında döner, herkesin derdini saatlerce dinler. Ama biri ona “Sen nasılsın?” diye sorduğunda kısa bir “İyiyim.” deyip geçer. Çünkü durup gerçekten nasıl olduğunu hissetmeye vakti yoktur.
Herkese yetişmeye çalışmak çoğu zaman bir erdem gibi sunulur. Fedakârlık, iyilik, merhamet… Oysa çoğu zaman bu davranışın altında derin bir bilinçaltı programı yatar:
“Sevilmek için gerekli olmalıyım.”
İnsan, çocukken sevgiyi koşullu öğrendiyse büyüdüğünde de varlığını hizmetle kanıtlamaya çalışır. Sessizce bir rol üstlenir: Kurtarıcı. Düzenleyici. Toparlayıcı. Herkes dağılırken o dimdik durandır. Ama kimse onun ne kadar yorulduğunu sormaz. Çünkü güçlü görünenin yorulma hakkı yok sanılır.
Zamanla bu insanlar kendi ihtiyaçlarını ertelemeyi alışkanlık haline getirir. Önce küçük şeylerden vazgeçerler. Bir kahve molasından, bir yürüyüşten, bir hayır deme ihtimalinden… Sonra daha büyük şeyler gider: Hayaller, sınırlar, hatta kimlik.
Bir gün aynaya baktıklarında şunu fark ederler:
“Ben en son ne istedim?”
Herkese yetişmeye çalışan insan aslında herkesi mutlu edemez. Ama kendini kesinlikle yorar. Çünkü insan ruhu sürekli vermek için yaratılmamıştır; akış almak ve vermek arasında dengededir. Sadece verdiğinde tükenir. Sadece sustuğunda görünmez olur.
Bu görünmezlik en tehlikelisidir.
Çünkü bir süre sonra çevresi onun fedakârlığını “normal” kabul eder. Artık teşekkür bile edilmez. O hep oradadır zaten. Hep toparlar. Hep çözer. Hep dayanır.
Ama içten içe bir kırgınlık birikir. Kimseye söylenmeyen, dile getirilmeyen bir yorgunluk… Ve o yorgunluk zamanla öfkeye dönüşür. Sessiz, derin bir öfke. “Ben herkes için buradaydım, peki kim benim için burada?” sorusu yankılanır içinde.
Herkese yetişmeye çalışmak bazen kontrol etme ihtiyacıdır. Bazen reddedilme korkusu. Bazen de değerli hissetmenin tek yolu… Ama hangi sebeple olursa olsun, sonuç değişmez: Kendinden uzaklaşmak.
Oysa gerçek güç, herkese yetmek değil; kendine yetebilmektir.
Gerçek sevgi, herkesi taşımak değil; kendi yükünü bırakabilmektir.
Gerçek merhamet, başkasına gösterdiğini kendine de gösterebilmektir.
“Hayır” demek bencillik değildir.
Dinlenmek zayıflık değildir.
Önce kendini seçmek ayıp değildir.
İnsan kendini seçtiğinde dünya yıkılmaz. Aksine dengelenir. Çünkü sınır koyan kişi daha sağlıklı verir. Kendini ihmal etmeyen daha gerçek sever. Tükenmeyen daha sürdürülebilir destek olur.
Belki de mesele herkese yetişmek değil, doğru yerde durmaktır.
Her çağrıya koşmak değil, gerçekten ait olduğun yerde kalmaktır.
Ve belki de en cesur cümle şudur:
“Bu kez kendime yetişmem gerekiyor.”
Çünkü insan kendine geç kaldığında, hiçbir yere zamanında varmış sayılmaz.
Kendini kaybetmeden iyi olabilmek mümkün.
Yeter ki başkalarının hayatında rol olmaya çalışırken, kendi hikâyenin başrolünü bırakma.
Unutma…
Herkese yetişmek zorunda değilsin.
Ama kendine yetişmek zorundasın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.